9 Şubat 2014 Pazar

Lucy Fry'ın Vogue Amerika Röportajı (Şubat 2014)

Şu anda neredesin?

Lucy Fry: Venice'daki (Kaliforniya) dairemdeyim. Beş ay boyunca aralıklarla Los Angeles'ta yaşadım ve hala bir yarım Los Angeles'ta bir yarım Avustralya'da.

Hala yeni sayılırsın ama!

Lucy Fry: Kaliforniya'ya ilk kez 2013'ün Ocak ayında gelmiştim, Vampir Akademisi seçmelerine katılmak için. Ardından Avustralya'ya kısa bir süreliğine geri döndüm ve sonra Londra'daki çekimlere katıldım. Tekrar eve dönüp bir film çektim ve 4 ay önce yeniden buraya döndüğümde korkuya kapılmıştım.

Her şey çok hızlı gelişmiş gibi. Daha önce Londra'ya gitmiş miydin?

Lucy Fry: Bir keresinde bir haftalığına gitmiştim. Londra'daylen Vampir Akademisi'nin senaryosu elime geçti ve sonra tekrar oraya dönüp filmi çektik. Hoş bir döngüydü.

Londra'yı nasıl buldun?

Lucy Fry: Oradayken Buckingham Gate'de kalıyordum, Kraliçe'nin yan sokağıydı! Vampir Akademisi gece çekildiği için Londra'yı gece ve gündüz boş vakitlerimde geziyordum. Orada bulunduğum süre boyunca bir sürü tiyatro oyunu izleme şansım oldu.

Gündüz gösterimleri sanırım. En çok hangi oyunu sevdin?

Lucy Fry: Sanırım National Tiyatro'daki Othello favorimdi.


Ah evet! Adrian Lester'ın oynadığı. Önümüzdeki ilkbaharda New York'taki St. Ann's Warehouse tiyatrosunda bir oyunu sahnelecek [Lolita Chaktabarti'nin Red Velvet'i].

Lucy Fry: O oyunu görmek istiyorum!

Hadi bana biraz stilinden bahset. Kırmı halı için hazırlık sürecine nasıl bakıyorsun?

Lucy Fry: Stil daha önce vakit ayırdığım bir konu değildi. Ben rahat bir insanım ve her şeyi giyebilecek kapasitedeyim. Yani dışarı çıkarken giyeceklerimi planlamaya pek vakit ayırmıyorum. Ama sanatı seviyorum, resim yapmayı ve renkleri. Bu süreci de bir sanat projesi gibi ele almaya hazırım.

İşte bu, stresli bir süreci eğlenceli kılmanın güzel bir yolu... göz önünde bulunduracağın başka bir şey var mı peki?

Lucy Fry: Elimden geldiğince Avustralyalı tasarımcıların kıyafetlerini giymek istiyorum çünkü bu sektördeki Avustralyalı meslektaşlarıma destek olmaktan ve doğa dostu kıyafetler giymekten memnuniyet duyarım.

Belki biliyorsundur Stella McCartney kendini yeni bir akımın öncülüğüne adamış durumda; asla gerçek deri ya da kürk kullanmıyor, çanta ve ayakkabılarda bile. 

Lucy Fry: Gerçekten mi? Kesinlikle Stella McCartney'e bir göz atmalıyım. Dürüst olmak gerekirse şimdiye kadar modanın bana ne ifade ettiği ya da nasıl giyinmem gerektiği konusunda hiç düşünme şansım olmadı.

Bence bu konuda kendi yolunu bulacaksın. 

Çeviri: elwiens
Vogue

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder